|
|
|
|
|
Yöresel Kültürümüz |
|
|
 |
|
Güzelyurt ‘un tarihi değerlerinin
önemini vurgularken , arka planda kalan yöresel kültürümüz de, tarihi zenginliklerin
arkasında kalmayacak derecede önemlidir. Bu yüzden yöresel kültürümüzün yaşatılmasını
, en azından unutulan değerlerimizin gelecek nesillere aktarılmasını , böylece yöresel
kimliğin gelecek nesillerde vücut bulması
açısından önemli görüyorum.
|
|
|
|
|
Yöremizle ilgili zihnimde ilk hatırladığım
manastır vadisine giden yol üzerinde ardı sıra yer alan ve fırında pişirilerek yapılan
testi ve çömleklerdir. Güzelyurt’umuzun has toprağıyla yapılan bu testi ve çömlekleri
şüphesiz bir çok büyüğüm ve yaşıtlarım özlemle hatırlayacaktır.Burada üretilen çömlek ve benzeri zanaatler civardaki en önemli pazar yeri olan pazartesi pazarında sergilenerek
, çevre il ve ilçelerden alıcılarını beklerdi.Bunların ilçemize kattığı güzelliği
ve zenginliği zihinlere yorumsuz olarak bırakıyorum.
|
|
 |
|
|
|
 |
|
İlçemizde halen devam etmekte olan ve geçim kaynaklarından birisi
olan bağcılığın başlancıgıcı çok eskilere dayanmaktadır. Yörenin en güzel üzümleri
burada yetişir , bundan da türkiyenin tadamadığı ama Güzelyurtluların tattığı harika
bir lezzeti olan pekmez yapılırdı.Sanıyorum bu lezzeti en iyi şu anektod anlatır:
Gelveriden küçük yaşta Yunanistana göç eden Simon,şimdi Yunanistan'da çok zengin oldum diyordu. Ama şimdi gel deseler,oradaki tüm servetimi gelverideki bir salkım
üzüme değişirim demişti.
Halen bağcılık ilçemizde devam etse de gün geçtikçe eski zenginliğinden uzaklaşmaktadır.
|
|
|
|
|
Eski düğünlerimizi hatırladığımda
ise hala kalıntıları birazda olsa devam eden bu kültürün unutulmasının ne kadar
büyük bir kayıp olacağını düşünüyorum. İlçemizde düğünü yapılacak gençlerin düğün
kararı alınır ve pazartesi günü sabah namazından sonra düğün evinin damına bayrak
dikilirdi. Yörenin en güzel saz ekibi ,oyun havalarıyla güne neşe katar , gelin
gelene kadar eğlence devam ederdi. Çarşamba gününe gelindiğinde ise erken saatlerde
mahalle mahalle okuyucu çıkarılır ve her kapı çalınarak düğün sahibinin selamı söylenir,
yemeğine davet edilirdi.Tadını unutmanın imkansız olduğu ve hala tadına özlem duyduğum
düğün yemeğinde yöresel yemek olan düğün eti, buldur pilavı ve tahrana çorbası ikram
edilirdi.
|
|
 |
|
|
|
Önce tahrana çorbası içilir arkasından
et ve pilav yemeği yenir, en son ise kuru üzümden yapılmış hoşaf içilir ve sofra
duası tutulurdu. Yemek öğleye kadar devam ederken düğün alayı kız evine kına yakmak
için gitmeye hazırlanmış olurdu bile. Yöresel oyunumuz olan deve oyunu , halaylar
ve oyun havalarıyla eğlence akşama kadar sürerdi.Perşembe günü öğleye doğru düğün
alayı tekrar hazırlığını tamamlar,başta Türk bayrağımız olmak üzere, seğmenler ve
yengeler eşliğinde gelin almaya gidilirdi.Gelin yöresel kıyafetlerle giydirilmiş
olup, başında fes , üzerinde üç etek dediğimiz yörenin özel giysisi olurdu. Gelinin
başı ve yüzü kırmızı örtü ile örtüldükten sonra ata bindirilerek yeni evine götürülürdü.
Nihayetinde düğünün sona erdiğini belirten buğdaydan yapılmış kavurga ve kavrulmuş
nohut dağıtılır ve böylece düğün sona ererdi. Yatsı namazından sonra dualar ve tekbirler
eşliğinde damat gerdeğe sokulurdu. Duvak ise Cuma günü öğleden sonra yapılır , takılar
ve hediyeler bugün takılırdı.
Günümüzde yapılan düğünlerimizde düğün kültürümüzün
bazı özellikleri halen yaşatılsada büyük kısmı hatıralarımızda yaşamaktadır.
|
|
|
|
|
|
 |
|
Bölgemizin belki de en güzel ve önemli
bir kültürü ve sanatı olan halı ve kilim dokumacılığı günümüzde tamamiyle unutulmuş
ve yitirilmiştir.Bu zanaatin unutulması ne yazık ki şahsım adına yöremizin en hüzün
veren olgusudur. Çocukluğumda annemle birlikte dokuduğum kilimi nasıl unutabilirim
ki ! Zahircilikte ve taşıma işlerinde kullanılmak üzere keçi kılından yapılan çuval,
torba ve heybeleri siz unutabildiniz mi ?
|
|
|
|
|
Alanyurt boğazında ekip yetiştirdiğimiz
kavun ve karpuzların tadını sanıyorum sadece ben anımsamıyorum…! Kendi ellerimizle
yetiştirdiğimiz bu mahsül az da olsa , kıraçta yetişir, sulama yapılmadan yağmur
suyuyla beslenirdi.. belki bu yüzden aradan seneler geçsede tadını bana hala özlemle
anımsatır. |
|
 |
|
|
|
 |
|
Bölgemizin kırsal arazi yapısına sahip
olması
sebebiyle ekilebilir arazide bu ölçüde azdır. Dolayısıyla yetişen nüfusu
geçindirecek faaliyetlerinde zamanlarda azalaması buna eklenince ilçe nüfusunun
çoğu gelişmiş kentlere göç etmiştir. Göç eden ilçe nüfusumuzun çoğunluğu Ankara’da
, diğerleri ise genelde İstanbul, Antalya ve İzmir de yaşamlarını sürdürmektedir.Bölgedeki
hayvancılık ve tarım faaliyetlerinden dolayı ilçemizin geçmiş dönem üniversite eğitim
düzeyi çok yüksek değildir.
|
|
|
|
Ancak yeni kuşakta üniversite eğitim
düzeyi birhayli yüksektir. Bunun yanı sıra büyük şehirlere göç eden hemşerilerimizin
geneli inşaat işleri ile uğraşmaktadır.Yurt dışında yaşayan veya oraya çalışmak
için giden bir çok hemşerimiz vardır.
|